“Belediye Yapınca Oluyor, Biz Yapınca Neden Olmuyor?”
“Belediye Yapınca Oluyor, Biz Yapınca Neden Olmuyor?”
Mahalle sakinlerinin tepkisi net:
“Belediye kendi projesinde kat sayısını artırarak fizibilite oluşturuyor. Biz binamızı yenilemek istediğimizde 4 kat sınırına takılıyoruz. Müteahhit gelmiyor. Bu adalet mi?”
Burada kritik soru şu:
Eğer 6 kat şehircilik açısından uygunsa, neden herkese uygulanmıyor?
Eğer 4 kat doğruysa, belediye kendi projesinde neden 6 kata çıkıyor?
İmar planı bir bütün değil midir?
Yoksa proje bazlı ayrıcalık mı söz konusu?
Aynı Şehirde 13 Kat – 2 Kat
Eskişehir’in bazı bölgelerinde 12–13 katlı yapılar yükselirken, başka sokaklarda 2 kat imar sınırı uygulanıyor.
Bu dengesizlik yıllardır kamuoyunda tartışılıyor.
Plan bütünlüğü mü var, parça parça kararlar mı?
Şehir estetiği mi gözetiliyor, yoksa dönemsel müdahaleler mi yapılıyor?
Bu sorular artık fısıltıyla değil, açık açık soruluyor.
Asıl Hayati Mesele: Dönüşemeyen Riskli Binalar
Tartışmanın en kritik noktası ise deprem gerçeği.
Şehirde birçok eski bina mevcut kat sayısıyla ayakta. Ancak yeni imar planında o parsel için daha düşük kat sınırı getirildiğinde dönüşüm fiilen kilitleniyor.
Örneğin:
Mevcut bina 8 kat.
Yeni imar 5 kat.
Aradaki 3 kat farkı hak kaybı anlamına geliyor.
Hak sahipleri bu kaybı kabul etmiyor.
Müteahhit ekonomik olarak projeye girmiyor.
Sonuç: Riskli olduğu düşünülen bina yerinde kalıyor.
Bu durumda vatandaş sadece ekonomik değil, güvenlik açısından da açmazda kalıyor.
“Binamızı yenileyelim” diyenler, imar matematiğine takılıyor.
“Depreme dayanıklı mı?” sorusunu sormaya bile çekinen insanlar var.
Bu tablo şehircilik sorunu olmaktan çıkıp doğrudan can güvenliği meselesine dönüşüyor.
Gök Sokak’ta Mıcırlı Çözüm
Öte yandan Ahmet Ataç yönetimindeki Tepebaşı Belediyesi’ne bağlı Gök Sokak’ta çukurlar için uygulanan “mıcır ve silindir” çözümü de tepki çekti.
Mahalle sakinleri kalıcı asfalt yerine geçici müdahale yapıldığını belirterek şunları söylüyor:
“Şikayet ettik, geldiler ama geçici çözüm uyguladılar. İlk yağmurda yine çökecek.”
Büyük projeler konuşulurken, mahalle ölçeğinde kalıcı hizmet beklentisi daha yüksek sesle dile getiriliyor.
Görmezden Gelinen Yıllar
İmar kaynaklı hak kaybı ve dönüşüm tıkanıklığı meselesi yeni değil.
Yıllardır bilinen bir problem.
Ancak vatandaşın beklentisi net:
Ya mevcut kat korunarak dönüşüm modeli geliştirilsin,
ya da hak kaybını telafi edecek bir çözüm ortaya konulsun.
Aksi halde şehirde binlerce eski bina, kağıt üzerindeki planlara takılı kalmaya devam edecek.
Ve en ağır bedeli yine vatandaş ödeyecek.
Kentsel dönüşüm sadece temel atma töreni değildir.
İmar adaleti, hak kaybı çözümü ve plan bütünlüğü olmadan dönüşüm sağlıklı işlemez.
Eskişehir’de artık sorulması gereken soru şu:
İmar planları dönüşümü kolaylaştırmak için mi var,
yoksa dönüşümü zorlaştıran görünmez bir duvar mı haline geldi?
Bu mesele ertelenecek bir konu değil.
Hayati öneme sahip.
Gönderen: haber



