Mezuna Kalmak Bir Yılı Belirsizliğe Bırakmak Olabilir: Uzmanından Kritik Uyarılar - Eskişehir Öteki Eskişehir Haber

Eskişehir Eğitim

Mezuna Kalmak Bir Yılı Belirsizliğe Bırakmak Olabilir: Uzmanından Kritik Uyarılar

Mezuna Kalmak Bir Yılı Belirsizliğe Bırakmak Olabilir: Uzmanından Kritik Uyarılar
Yayınlama: 25 Ağustos 2026 Salı - 320
A+
A-

Yalnızca Prestij İçin Mezuna Kalmayın: Sürecin Psikolojik ve Akademik Maliyetleri

Mezuna Kalmak Bir Yılı Belirsizliğe Bırakmak Olabilir!

Üniversite yerleştirme sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte adaylar ve aileler için kritik bir karar dönemi başladı. Beklediği sıralamayı elde edemeyen ya da hedeflediği programa yerleşemeyen birçok aday, kazandığı bölümün sunduğu olanakları detaylıca incelemeden doğrudan mezuna kalma seçeneğine yöneliyor. Üsküdar Üniversitesi Eğitim Kurumları ve Rehberlik Hizmetleri Yöneticisi Uzman Psikolojik Danışman Özgür Akoğlan, mezuna kalma kararının yalnızca üniversite adı veya daha yüksek bir sıralama beklentisi üzerinden verilmemesi gerektiğini vurguluyor.

"Kazanılan Bölüm Analiz Edilmeden Verilen Kararlar Sağlıklı Değil"

Yerleştirme sonrasında sıklıkla karşılaşılan durumlardan birinin adayların yerleştikleri programları derinlemesine incelemeden yeniden sınava hazırlanma eğilimi olduğunu belirten Özgür Akoğlan, bu kararların çoğunlukla rasyonel bir planlamadan ziyade bilişsel çarpıtmalar ve çevresel baskılarla şekillendiğini ifade ediyor. Akreditasyon, akademik kadro, sektörel entegrasyon ve mezun istihdam oranları gibi nesnel ölçütler değerlendirilmeden verilen ani kararların uzun vadede kayıplara yol açabileceğine dikkat çekiyor.

"Ya Hep Ya Hiç" Düşüncesi Somut Başarıyı Gölgeliyor

Mezuna kalma tercihinde mükemmeliyetçi düşünce kalıplarının büyük rol oynadığını kaydeden Akoğlan; ilk birkaç binde yer alma hedefiyle yola çıkan adayların biraz daha geride bir sıralama elde ettiklerinde ellerindeki somut başarıyı yok sayabildiklerini belirtiyor. Sosyal medyadaki filtrelenmiş başarı hikayeleri, aile beklentileri ve akran rekabetinin birleşmesiyle birkaç popüler üniversite dışındaki seçeneklerin peşinen "değersiz" görüldüğünü ifade eden Akoğlan, bu durumun bir meslek edinme sürecini salt bir statü mücadelesine dönüştürdüğünü vurguluyor.

Mezun Yılının Psikolojik ve Akademik Maliyeti Var

Mezuna kalmanın sanıldığı gibi yalnızca "bir yıl daha soru çözüp sıralamayı katlamak" anlamına gelen garantili bir denklem olmadığını aktaran Akoğlan, işin arka planındaki zorluklara değiniyor. Akranlar üniversite hayatına başlarken evde kalmanın getirdiği sosyal yalıtılmışlık, zamanla derinleşen motivasyon kayıpları ve "bu defa kesin başarmalıyım" baskısının yarattığı sınav kaygısının ciddi bir psikolojik direnç gerektirdiğini söylüyor. Ayrıca bir programa yerleşmiş olmanın getirdiği %50 azalan Ortaöğretim Başarı Puanı (OBP) kesintisinin de yeni yıla doğrudan puan dezavantajıyla başlanması anlamına geldiğini hatırlatıyor.

Üniversiteye Başlamak Diğer Seçenekleri Kapatmıyor

Bir programa kaydolmanın diğer fırsatları yok etmediğini, aksine yeni kapılar açtığını belirten Akoğlan, günümüz yükseköğretim sisteminin sunduğu imkanlara dikkat çekiyor. Merkezi puanla veya genel not ortalamasıyla yatay geçiş, çift ana dal (ÇAP), yan dal ve yurt dışı değişim programları gibi alternatiflerin mevcut olduğunu vurgulayan Akoğlan, zamanı tekrarlayan sınav stresinde tüketmek yerine üniversite ekosistemine dahil olmanın yetkinlik sermayesini erkenden geliştireceğini ifade ediyor.

Diplomadaki Unvan Tek Başına Yeterli Değil

Modern iş dünyasında istihdam dinamiklerinin değiştiğine işaret eden Akoğlan, bireylerin büyük kısmının lisans diplomasındaki etikete bağlı kalmadan disiplinler arası alanlarda kariyer inşa ettiğini söylüyor. Mesleki başarıda belirleyici olan temel unsurun diplomedaki unvandan ziyade problem çözme yetisi, yabancı dil, dijital okuryazarlık ve sektörel uyum kabiliyeti olduğunu belirtiyor.

Aileler Kıyaslama Yapmadan Destek Olmalı

Karar sürecinde ailelerin tutumuna değinen Akoğlan, gençlerin hissettiği hayal kırıklığının küçümsenmeden dinlenmesi ve kıyaslama tuzağından uzak durulması gerektiğini ifade ediyor. Gelecek yılın belirsizlikleri ile mevcut yerleşimin sunduğu somut iç geçiş fırsatlarının şeffaf bir şekilde değerlendirilmesi ve nihai sorumluluğun gence bırakılması gerektiğinin altını çiziyor. Kariyerin tek bir sınav kağıdına sıkıştırılamayacağını hatırlatan Akoğlan, bazen en stratejik başarının hayatı durdurmak değil, mevcut zemine basıp rotayı yürürken inşa etmek olduğunu vurguluyor.



Gönderen: haber



Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar
Copyright © 2025 - Künye