Akdeniz Havzası Alarm Veriyor: Orman Yangınları ve Seller İklim Krizinin Bugünü! - Eskişehir Öteki Eskişehir Haber

Eskişehir Ekoloji

Akdeniz Havzası Alarm Veriyor: Orman Yangınları ve Seller İklim Krizinin Bugünü!

Akdeniz Havzası Alarm Veriyor: Orman Yangınları ve Seller İklim Krizinin Bugünü!
Yayınlama: 7 Haziran 2026 Pazar - 742
A+
A-

Gelecek Değil Bugünün Krizi: Türkiye 2050’de Su Fakiri Olma Riskiyle Karşı Karşıya

Türkiye, kasım ayında Antalya’da düzenlenecek dünya çapındaki dev iklim zirvesi COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, iklim krizinin yıkıcı etkileri bir kez daha masaya yatırıldı. Çevre Koruma Haftası kapsamında hayati uyarılarda bulunan uzmanlar, Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye için tehlike çanlarının çaldığını belirtti. Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller, iklim değişikliğinin tarımdan gıda güvenliğine, halk sağlığından ekonomiye kadar her alanı tehdit ettiğini vurgulayarak, "Önlem alınmazsa 2050’lerde su fakiri bir ülke olacağız" dedi.

"Savaşlara Değil Yaşama Yatırım Yapılmalı": Uzmanından Çarpıcı İklim Uyarısı

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31), bu yıl 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da dünya liderlerini, bilim insanlarını ve uzmanları bir araya getirecek. Küresel iklim politikalarının kalbinin Türkiye’de atacağı bu tarihi zirve öncesinde, Üsküdar Üniversitesi Çevre Sağlığı Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Adiller’den çok konuşulacak tespitler geldi. İklim krizinin uzak bir geleceğin değil, bugünün somut bir problemi olduğunu belirten Adiller, Türkiye’nin mevcut su haritasını ve kırılganlıklarını gözler önüne serdi.

Kişi Başına Düşen Su Miktarı Hızla Eriyor

Türkiye'nin sanılanın aksine su zengini bir ülke olmadığını, halihazırda "su stresi" yaşayan ülkeler kategorisinde yer aldığını belirten Dr. Ahmet Adiller, Devlet Su İşleri (DSİ) verilerindeki korkutucu düşüş grafiğine dikkat çekti.

Yıllara göre kişi başına düşen kullanılabilir yıllık su miktarı şu şekilde eridi:

  • 2000 Yılı: 1.652 metreküp

  • 2009 Yılı: 1.544 metreküp

  • 2020 Yılı: 1.346 metreküp

Bu azalma trendinin mevcut koşullarda devam etmesi durumunda, 2050’li yıllarda Türkiye’de kişi başına düşen su miktarının 1.000 metreküpün altına ineceği öngörülüyor. Bu eşik, uluslararası literatürde doğrudan "su fakiri ülke" tanımına denk geliyor. Uydu görüntülerinin de son 40 yılda Türkiye’deki pek çok gölün ciddi su kaybı yaşadığını ve bazılarının tamamen kuruma riskiyle karşı karşıya olduğunu gösterdiğini ifade eden Adiller, bu süreçte sadece iklim krizinin değil, yanlış tarımsal sulama uygulamalarının da payı olduğunu ekledi.

Akdeniz Havzası En Kırılgan Bölge

Küresel ısınmanın iklim sistemini tamamen bozduğunu anlatan Adiller, artan sıcaklıkların buharlaşmayı artırdığını ancak havanın nem tutma kapasitesi yükseldiği için yağışların geciktiğini ifade etti. Bu durumun bir yandan uzun süreli kuraklıklara, diğer yandan ise yağmur düştüğünde anlık ve çok şiddetli sel felaketlerine yol açtığını belirten uzman isim, Türkiye'nin durumunu şu sözlerle özetledi:

"Ülkemiz, iklim değişikliğinden en çok etkilenen Akdeniz Havzası içerisinde yer alıyor. Son yıllarda güney ve iç bölgelerimizde yaşanan şiddetli kuraklıklar, geniş alanları küle çeviren orman yangınları ve Karadeniz kıyılarında daha sık gerçekleşen sel felaketleri bu kırılganlığın en net göstergesidir."

COP31 Türkiye İçin Neden Bir Dönüm Noktası?

Antalya’da düzenlenecek olan COP31 zirvesinin, Türkiye’nin küresel politikalarda ve finans dünyasında aktör konumuna gelmesi için çok büyük bir fırsat olduğunu vurgulayan Dr. Ahmet Adiller, zirvenin getireceği avantajları ve Türkiye'nin vitrinini şu başlıklarla değerlendirdi:

Sıfır Atık ve Dirençli Şehirler Vitrini Türkiye’nin Birleşmiş Milletler tarafından da kabul gören "Sıfır Atık" projesi, COP31’de dünyaya uygulanabilir bir döngüsel ekonomi modeli olarak sunulacak. Ayrıca Hatay’ın yeniden yapılandırılması süreciyle literatüre giren "Dirençli Şehirler" kavramı, yeşil enerji dönüşümü ve sanayide karbonsuzlaşma hamleleri Türkiye’nin zirvedeki ana odakları olacak.

Küresel Yatırım ve Finansman Fırsatı Günümüzde uluslararası finans kuruluşları ve dev yatırımcılar, fonlama kararlarını ülkelerin çevre politikalarına göre şekillendiriyor. COP31 dönem başkanlığı, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefine giden yolda küresel yeşil yatırımları üzerine çekmesi ve yerli yeşil teknolojilerin dünya pazarıyla buluşması açısından tarihi bir prestij alanı yaratacak.

"Yol Ayrımındayız: Savaşlara Değil Yaşama Yatırım Yapılmalı"

İklim değişikliği konusunda insanlığın kritik bir yol ayrımına geldiğini, radikal adımlar atmak ve yeni düzene adapte olmak için hala geç olmadığını belirten Dr. Adiller, eylemsizlikle geçecek bir 30-50 yılın sonunda Türkiye'yi kitlesel iç göçler, gıda kıtlığı ve ciddi altyapı krizlerinin beklediğini söyledi.

Dünya genelinde yapılan anketlerin, insanların devletlerin bu konudaki samimiyetine olan inancını kaybettiğini gösterdiğini ifade eden Adiller, çarpıcı bir eleştiriyle sözlerini noktaladı: "Katılımcılar ülkelerin üzerine düşen görevi yerine getirmediği yönünde haksız sayılmazlar. Keşke bazı ülkeler siyasi ve ekonomik çıkarları uğruna savaşa yaptıkları yatırımı yaşama yapsa da dünyadaki yaşamın sürdürülebilirliğini sağlayabilsek."



Gönderen: haber



Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar
Copyright © 2025 - Künye