"İspiyonculuk Değil, Hayat Kurtarmaktır": Okullarda Şiddet Planlarına Karşı Bilinçlendirme Çağrısı - Öteki Eskişehir

Eskişehir

"İspiyonculuk Değil, Hayat Kurtarmaktır": Okullarda Şiddet Planlarına Karşı Bilinçlendirme Çağrısı

"İspiyonculuk Değil, Hayat Kurtarmaktır": Okullarda Şiddet Planlarına Karşı Bilinçlendirme Çağrısı
Yayınlama: 3 Kasım 2026 Salı - 319
A+
A-

Çocuk ve ergenlerde şiddet davranışının bir gecede ortaya çıkmadığını vurgulayan Uzmanlar, bu durumun uzun bir gelişimsel sürecin ve biriken risk faktörlerinin sonucu olduğuna dikkat çekiyor. Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Özlem Hekim, ailelerin davranış değişikliklerini "ergenliktendir" diyerek geçiştirmemesi gerektiğini belirterek erken uyarı işaretlerine ve alınması gereken önlemlere karşı uyardı.

ÇOCUKLARDA ŞİDDET DAVRANIŞI BİR GÜNDE ORTAYA ÇIKMIYOR!

Çocuk ve ergenlerde görülen şiddet eğilimleri ve saldırganlık vakaları toplumun en önemli hassasiyetlerinden biri olmaya devam ediyor. Konunun uzmanları, şiddet davranışının asla ani bir eylem olmadığını, aksine uzun bir gelişimsel sürecin ve çok sayıda risk faktörünün birikimiyle şekillendiğini ifade ediyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Özlem Hekim, şiddet davranışının arkasındaki risk faktörlerini, ailelerin gözden kaçırmaması gereken erken uyarı işaretlerini ve alınması gereken koruyucu önlemleri kamuoyuyla paylaştı.

ŞİDDET DAVRANIŞI ÇOK SAYIDA RİSK FAKTÖRÜNÜN BİRİKİMİYLE ORTAYA ÇIKIYOR

Şiddetin nedenlerinin sıklıkla merak edildiğini belirten Doç. Dr. Özlem Hekim, sürecin gelişimine dair şu değerlendirmelerde bulundu:

"Öncelikle şunu söylemek isterim; şiddet davranışı bir gecede ortaya çıkan bir eylem değildir. Uzun bir gelişimsel sürecin sonucudur ve bu süreç içerisinde çok sayıda risk faktörü barındırabilir. Çocuğun bireysel özelliklerinin yanı sıra aile içi ilişkiler, yaşanan travmatik olaylar, akran ilişkileri, akran zorbalığı, okul içi iletişim ve madde ya da alkol kullanımı gibi durumlar en önemli risk faktörleri arasında yer almaktadır."

DAVRANIŞ DEĞİŞİKLİKLERİ "ERGENDİRSİN" DİYE HAFİFE ALINMAMALI

Şiddet riski taşıyan çocuklarda son aylarda ortaya çıkan bazı belirgin davranış değişikliklerinin asla göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Hekim, şu kritik işaretlere dikkat çekti:

  • Gencin sık sık şiddetten ve saldırılardan bahsetmesi,

  • Dijital ortamlarda şiddet içerikli oyunlara ve sahnelere yoğun şekilde maruz kalması,

  • Kendisine veya çevresine zarar vermeye başlaması,

  • Bir arkadaşına veya tanıdığı kişiye yönelik planladığı saldırıdan söz etmesi,

  • Ev içinde ve çevresinde kesici, delici, patlayıcı alet ya da silah arayışında bulunması.

Ailelerin bu tür durumları sıklıkla "Ergendir, olabilir, normaldir" şeklinde değerlendirerek hataya düştüğünü belirten Hekim, farkındalığın en üst düzeyde tutulması ve ivedilikle ruh sağlığı uzmanlarıyla iletişime geçilmesi gerektiğini kaydetti.

GÜÇLÜ DUYGUSAL BAĞ VE DİJİTAL KONTROL EN BÜYÜK KORUYUCU

Çocukların şiddete yönelmesini engellemek adına ailelere ve okullara büyük sorumluluklar düştüğünü belirten Doç. Dr. Hekim, ailelerin çocuklarıyla yalnızca dersler üzerinden değil, güçlü bir duygusal bağ kurarak iletişimde olması gerektiğini ifade etti.

Ailenin çocuğun arkadaşlarını ve öğretmenlerini tanımasının, dijital içerikler konusunda bilgi sahibi olmasının koruyucu bir kalkan oluşturduğunu dile getiren Hekim, evdeki silahlara ve kesici aletlere yönelik de şu uyarılarda bulundu:

"Ergenler oldukça meraklıdır, riski severler ve dürtüsel davranabilirler. Aileler evde delici, kesici, patlayıcı aletleri ve silahları kesinlikle bulundurmamalı; zorunlu hallerde ise çok kapalı ve kilitli ortamlarda saklamalıdır. Hiç umulmadık bir anda bu aletler çocukların eline geçebilir."

"AMACIMIZ ETİKETLEMEK DEĞİL, YARDIM ETMEKTİR"

Okullarda öfke ve şiddet davranışını önleyebilmek için empati yeteneğinin geliştirilmesi, öfke yönetimi eğitimleri ve değerler eğitiminin desteklenmesinin hayati önem taşıdığını söyleyen Doç. Dr. Hekim, çocukları damgalamak yerine yardım odaklı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurguladı:

"Çocuğu ya da genci etiketlemek yerine ‘Bu çocuğun yardıma ihtiyacı var, ona nasıl yardım edebiliriz?’ yaklaşımı benimsenmelidir. Okul, aile ve ruh sağlığı uzmanlarından oluşan üçgen bu anlayışla devreye girmelidir."

Öte yandan, son dönemdeki çalışmalarda çocukların şiddet eylemlerinden önce planlarını çevreleriyle paylaştığının görüldüğüne dikkat çeken Hekim, okullarda akran eğitimleriyle bu bilgileri paylaşmanın "ispiyonculuk" olmadığını, aksine arkadaşlarına yardım etmeyi mümkün kılan koruyucu bir adım olduğunu öğrencilere ılımlı bir dille anlatılması gerektiğini sözlerine ekledi.



Gönderen: haber



Bir Yorum Yazın
Bu habere yorumlar